Çok mutsuz sonların birinci şartı çok mutlu başlangıçlardır. HAKAN GÜNDAY

19 Temmuz 2009 Pazar

GARİP BİR AŞK HİKAYESİ

Kafasını kaldırıp sesin geldiği tarafa çevirdi. Topuklu ayakkabının çıkardığı ses kalbininkiyle eş değerdi şimdi. Göz göze gelip gülümsediler. İşe başladığı gün geldi aklına. Onu ilk gördüğü gün…

Mezuniyet törenin ertesi günü başlamıştı işe. Elleri terleyerek sıktı, tanıştırıldığı kişilerin ellerini. Sıra ona geldiğinde donup kalmıştı sanki. Kendisine kocaman gözlerle bakarken. Başka biri elini uzatana kadar öylece kalakalmıştı karşısında.

Değişiyor muydu, yoksa ona mı öyle geliyordu? Bilmiyordu. Okuldaki hallerini hatırladı. Utangaç, derslerde köşeye büzülmüş, konuşurken kimsenin gözlerinin içine bakamazdı. Okul kantinindeki arkadaş gruplarına dahil olmadı hiç. Hiçbir gruba katılmadığı için fazla anısı da olmadı.

Ara sıra sigaraya çıktıklarında karşılaşıyor, önemsiz şeylerden konuşuyorlardı. O konuşurken dudaklarına hayran hayran bakıyor, kendisini öptüğünü hayal ediyordu. Sigaraları bittiğinde hayali de bitiyordu. Beraber yürüdükleri koridordan ayrı masalara gidiyorlardı.

Bir yıldan fazla olmuştu işe başlayalı. Bir yıldan fazladır aşıktı kendisinden on yaş büyük kadına. Bir gün açılmaya karar verdi. Nasıl yapacağını bilmiyordu ama söylemeliydi. Aradaki yaş farkı uçurum değildi belki ama hiçbir kadın sevgilisinin büyümesini beklemezdi.

Anlatamadıkça büyüdü sevgisi, sevgisi büyüdükçe anlatamadı. Artık gözlerini kaçırıyor, akşamları ona görünmeden şirketten çıkıyordu. Reddedilmek değildi belki korkusu ama küçümsenmek… Sevdiği kadın da olsa ağır gelirdi.

İşten çıktıkları bir gün kapıda karşılaştılar. Gideceği yer olmasa da yol üstünde bırakmayı teklif etti kadın. Araba ağır ağır giderken ağzından en sade haliyle çıktı yuttuğu sözcükler:

- Seni seviyorum.
- …

Kadının cevabı yaptığı fren kadar sert oldu:

- İn!

0 yorum:

Yorum Gönder