Çok mutsuz sonların birinci şartı çok mutlu başlangıçlardır. HAKAN GÜNDAY

23 Mayıs 2010 Pazar

SAP

Papatyanın son yaprağısın. Çekilip koparılmadan önce sevip-sevmediği bilindiği halde ya sinirden hırsla koparılırsın ya da birkaç saniyeliğine mucize senmişsin gibi koparılıp yüzlerdeki aptal gülümsemeyle okşanırsın. Sonra sarı renkli hermafrodite sıra gelir Nereden geldiği belli olmayan bir düşünceyle buruna yaklaştırılır. Ne koku ne de papatyanın güzelliği kalmıştır. Suç sanki papatyadaymış gibi sarı kısım koparılıp atılır. Geriye sap kısmı kalır. İşte o sap kısmı da benim. Üstünde düşünülmeyecek kadar gereksiz ya da son yaprağı inatla diri tutmaya çalışan…

12 Mayıs 2010 Çarşamba

DUVAR

"Hangi yalanın gerçeğisin ya da hangi gerçeğin yalanı?" diye sorar adam. Cevap yerine sessizlik gelir karşı taraftan. "Suskunluğum da çok şey anlatır." diyenlerden belliki karşısındaki. "Gözlerin kapalıyken gördüğün nedir?" diye sorar adam bu sefer. "Duvar" der, karşısındaki. "Duvar. Hiç bitmeyecek gibi duran duvar." "Çin Seddi, o duvarın yanında pembe köşkün şirin çitleri gibi kalır." "O duvara çivi yazısıyla ne yazmak isterdin?" diye sorar bu kez. Belliki adam yalnızlıktan sıkılmıştır. Konuşma uzasın ister. Anlamlı ya da anlamsız. Konuşma monologtan çok diyalog gibi görünsün ister. Dinlendiğini görmek ister. Adam hayattan çok şey ister (?) Karşısındaki gözlerini kapatır. Saniyelerin dakikaya döndüğü sırada cevap mahiyetinde tek kelime çıkar ağzından: "Hiç!"

Konuşma sonlandığında karşısındaki duvar olmuştur, kendisi çivi yazısı: "HİÇ"

8 Mayıs 2010 Cumartesi

AŞK ÖLÜMÜN KÖTÜRÜM RUHUDUR

Aşk ölümün kötürüm ruhudur. Sarhoş bünyeden çıkan nadir doğrulardır hayat felsefesi. Ağzında kalan şarabın son yudumudur hüzün. Masadan kalktığında önce beynine, sonra midene vurur. Gerisi ağzından çıkanlar işte. Göz yaşın sümüğüne o da salyana karışır. Uyandığında boğazındaki kuruluk ağzındaki nahoş bir tat. (ne demekse)İşte aşk o dur.

"Mutlu olmanın ilk yolu taklidini yapmaktan geçer." demiş üstat. Ne kadar mutlu olmaya çabalayan insan varsa, daha doğrusu taklidini yapan varsa ya da en güzeli "-muş" gibiyse adam-kadın ayakta alkışlamalı. Öyle reklam sloganı gibi değil. Canı gönülden. Geriye kalan, benim de içlerine dahil olduğum diğer grup "çaresizim ama; çare ben değilim!" diye dursunlar ilk grup çokdan yolu yarıladı. Yine ayakta alkış.

Bravo bravo bravo... Ya da bin yaşa bin yaşa bin yaşa... Ya da aferin aferin aferin...

Durmak yok! Mutlu görünmeye devam! Fotoğraflardaki gibi kalsın herkesin yüzü. Hep bir gülümseme hali...

3 Mayıs 2010 Pazartesi

KİŞİSEL Bİ'ŞEY

Güneşe dokunmak isteyen bir çocuk vardı: elleri yandı. Her hissettiği sıcaklığı o güzel kadar sandı, çocuk. İlk sobaya dokunduğunda (doğru ya bizim çocukluğumuzda soba vardı)bir yaşındaydı. Bugüne kadar sayısız insandan duydum örneğini. "Anlatamazsın yaşayıp öğrensin. "Soba, sıcak; yakar" deme, anlamaz. İllâ kendisi öğrenir" dediler. Sayısız insanlar. Oysa her insanın tek sayısı var. Bir. O kadar basit. Tek geldiğin ana rahminden tek gidiyorsun geldiğin yere. Orası neresiyse..? Yani işin özü elde var bir; o da sen. Neyse konu dağılmasın.

Aradan geçen yirmi üç seneye rağmen ateşin yaktığını öğrenemeyen çocuk, ne çocuğu adam olmuş artık, içtiği sigarayı küllük yerine sol omzunda söndürdü. Tam dövmesinin üstünde. Dövme, sevdiği kızın adıydı. Yakansa sigara değil kızın kendisi... Deriyle beraber büzüşen omuzu su topladığında sevdiği kızın ismi de silinmişti. Adam, artık çocuk değil demiştik, ateşe yaklaşmıyor. Yalan! Acıdan kaçanlar canı tatlı olanlardır. İnsanları yemeyi yamyamlar bırakalı çok oldu. Nedeni basit: insan kadar hazmı zor bir ... yok. Ama başka kaynaklara bakarsanız cevap: "medeniyet". Medeniyet, insanın kendini kandırması, sonra diğer insanları inandırmasıdır. O günden itibaren o işi insanın kendisi yapıyor. (İnanmayanlar deyimler sözlüğüne bakabilir)İnsanın kendi kendini yemesi... Bu sebepten, her insan az çok mazoşisttir. Yine bu sebepten canını her seferinde farklı şekilde yakmayı öğrenmiştir.

Hayatın içinde çok sayıda, sayısız kadar çok (?)patlayıcı his var. ÇOCUKLARI ATEŞTEN UZAK TUTUNUZ!