Dün akşam bir kelebek kondu odamın duvarına. Sen diye konuştum onunla, bütün gece. Kımıldamadı. Öylece kaldı. Beni dinledi. Uçmadı, kaçmadı, gitmedi. Sen diye konuştum onunla, bütün gece. Sen diye ağladım. Sen diye güldüm. Sen diye sevindim.
Benimle kaldı tüm gece. Senin sözlerini söyledim ona. Unutmadığımı göstermek için. “Tren raylarını severim. Bağımsızlığı, gidebilmeyi, kalmak zorunda olmamayı, uymak zorunda olmamayı anımsatır. Tren rayları bir tür bağımsızlıktır benim için.” Oysa ben hiç trene binmedim; ama seni okurken seninle birlikte tren yolculuğu yaptığımı hayal ettim. Sevindim. Dokunamasam da seninleydim her peron. “Şimdi yollarda yalnız kendi kıpırdanışlarımı, kendi haykırışlarımı duyacağım.” Seninleydim. Senin kıpırdanışlarını, senin haykırışlarını duydum, satır satır, cümle cümle. “Her düşünce, her konuşma kendi kendine olmak demektir. Bir şeyi bir insanla bölüşmek gene kendi kendinle bölüşmek demektir. Bir insanla sevişmek gene kendi kendine sevişmek demektir. Birsiyle birlikte olmak, yalnız olmak demektir. Bunu çıkarma aklından.” Ne seni ne de düşüncelerini unuttum. “Hep aklımdaydın. Öyle de kalacaksın.” dedim. Duvarımdaki kelebeğe. “Yazın, kötümserlikten doğar.” Ben kötümserliğin en yüksek yerindeyken tanıdım seni. Kötümserliğim, zamanla yazma ihtiyacına o da sana birikmiş yazılara dönüştü. “Gökyüzünü görebilmem için başımı kaldırmam gerekiyor, oysa başımı eğmek daha kolay geliyor.” Ben seni tanıdıktan sonra gökyüzüne bakmaya gereksinim duymadım hiç. Oradan gelebilecek her şeyi resminde gördüm. “Tanımadığın sürece her acı dayanılabilir.” Düşündüm; hem de uzun uzun. Hatta çok daha uzun ve duvarımdaki kelebeğe: “Senin elini bile sıkamadan, oturup çay içemeden, sevdiğimi söyleyemeden kaybetmenin dışında her acı dayanılabilir.” Dedim.
Sabah kaktığımda duvarımdaki kelebek ölmüştü. Bir günlük ömrünü benimle geçirmeyi seçti. Kim bilir sana bu söylediklerimi iletmek için kaldı benimle. Duvarımdaki kelebeği sen diye sevdim.
Seni çok özledim. Benim ölü kadınım!
NOT: Yazıdaki Tezer Özlü cümleleri kitaplarından alıntıdır. Yazının içinde yer alan aynı zamanda bana dayanak noktası oluşturan cümleler kelime kelime defterime oradan da beynime kazınmıştır.
Çukurda başladı çukurda bitti.
-
Andrey Platonov'u ilk defa okudum. Çukur, Sovyet rejimine geçiş esnasında
işçilerin ve henüz proleter olmamış taşra insanının sıkıntılarına ışık
tutark...
1 yıl önce

0 yorum:
Yorum Gönder