Birileri var, konuşan hem de hiç susmayan. Hayatın kara tahtasına adlarını yazsan da nafile! Öğretmenin de öğrenci olduğu yer burası. Hangi semtti hatırlamıyorum. "Burada hiç çıkmaz sokak yok!" demişti biri. O semtin sokak başlarına kuruldu sirkler. Hayattan kaçanlar ya da hayata dahil olmak isteyenlerin önünü kesmek için. Ördek yerine kendine ateş etti herkes... Ölüp ölüp yeniden dirilmek için. Kimse ip cambazlarını alkışlamadı. Çünkü herkes birbirinden kıvraktı. Yalan söylemek de maharet ister. Yapamıyorsan ya ipe çıkmayacaksın ya da alttan seyrederken ipin ucundakini kıskanmayacaksın.
Birleri var, susan hem de hiç konuşmayan. Onlar ne kara tahtaya konuşanları yazdı ne de adları vardı tahtada. Korkutular. Bir konuşsalar dünya altüst olur sandılar. Tüm kelimelerini son güne bıraktılar. Kimsenin bilmediği o güne. Sustukları için dinledi sandılar, konuşanlar. Oysa onlar içindeki patlak kolonların çıkardığı çatlak sesleri dinlediler.
Biri var, yazan. Noktalama işaretlerini kusurlu kullanan. Kendini noktalama işaretleriyle kıyaslayıp mutlu olan. Ünlemmiş kendine en yakın noktalama işareti. Çünkü kendinden bahsederken hep küfür ediyormuş adam.
Çukurda başladı çukurda bitti.
-
Andrey Platonov'u ilk defa okudum. Çukur, Sovyet rejimine geçiş esnasında
işçilerin ve henüz proleter olmamış taşra insanının sıkıntılarına ışık
tutark...
1 yıl önce

2 yorum:
çok küfür , çok noktalama.
söyleyemediklerimize hep üç nokta.
üç noktadan sonra başlayan nesilin çocuklarıyız biz. bizden öncekiler söylenecekleri söylemediler bize "ayıp" dediler. oysa senin benim hepimizin bi ağız dolusu küfürü var. sadece ayna karşısında çıkıyor sesler. ağız değil kara delik gibi. bizden sonrası da üç nokta olacak. ne nokta gibi net ne de ünlem gibi kızgın. sadece üç nokta...
Yorum Gönder