Türk Dil Kurumu'yla aramızdaki husumet bitse... Ben yeniden cümleler kursam... Cümleler birikse paragraf olsa... Paragraflar okunmayan öyküye dönüşse... Çocukken kaybettiğim oyuncaklarımı bulsam mesela... Ya da rakıya su, votkaya elma suyu katmasam... Acı da gelse ilk yudumları yüzümü buruşturmadan içsem... Sonrası zaten farketmez. Radyoda Erkan Oğur "Bir Ömürlük Misafir"i söylese ben düşüncelere dalsam... Beynim diğerleri gibi birçok şeyi aynı anda düşünse... "Sigaram bitti!" diye gecenin üçünde sokağa karışsam... Karanlık yutsa beni... Sabaha kussa sonra... Sabahlar akşama dönerken içim burkulmasa... Rüyamda bininci kez giden kadın, kapımı aralayıp odamdan içeri girse... Elimi tutacak olsa... Yine kaybolsa... Annem "Oğlum rüyaydı, geçti." dese...
"Keşke" kelimesi sözlükten çıkarılmadıkça, ağzımın içinde yuvarlanmayı kesmedikçe, dilimden defolup gitmedikçe, kötü arkadaş gibi arkadamdan sırıtmayı kesmedikçe... Olmayacak tüm istediklerim. Kelimeler cümleye dönüşmeden geri gidecekler geldikleri yere.
Keşke, keşke denmese...
Çukurda başladı çukurda bitti.
-
Andrey Platonov'u ilk defa okudum. Çukur, Sovyet rejimine geçiş esnasında
işçilerin ve henüz proleter olmamış taşra insanının sıkıntılarına ışık
tutark...
1 yıl önce

1 yorum:
"ne sahibim bu yerde ne kiracı
sadece bir ömürlük misafirim ben"
Keşkeler misafirlik bitene kadar..
Yorum Gönder