- Gerçek ne? Diye sordu kadın.
- Benim söylediklerim, seninse inanmadıkların. Dedi adam.
- Oyun ne? Diye sordu çocuk.
- Düştüğünde anlayacaksın. Dedi baba.
- Yalan ne? Diye sordu biri.
- Gerçeği aramak. Dedi öteki.
- Hayat ne? Diye sordu genç.
- İçine bırakıldığın oyun bahçesi. Dedi ihtiyar.
Ne gerçeği duymak isteyen kadın, ne düşmekten korkup oyunu bilmeyen çocuk, ne yalanı merak eden biri, ne de hayatı öğrenmeye çalışan genç vardı. Soruları cevaplayanlar kovuldukları köylerden uzaklaşıp biraraya geldi. O zaman da sorular gitti cevaplar kaldı yalnız ellerinde. Kendi doğruları kadar büyüktü elleri. Aslında hayatı tutamayacak kadar küçük.
Çukurda başladı çukurda bitti.
-
Andrey Platonov'u ilk defa okudum. Çukur, Sovyet rejimine geçiş esnasında
işçilerin ve henüz proleter olmamış taşra insanının sıkıntılarına ışık
tutark...
1 yıl önce

2 yorum:
Ama hep hayatı tutmak isteyerek...
Tutamadığı için de kıskanarak...
Yorum Gönder